Suriye’deki Alevi katliamını İstanbul’da lokum dağıtılarak kutladılar

İstanbul, Fatih Camisi’nde Suriye’deki Alevi katliamı lokum dağıtılarak kutlandı.

İstanbul, Fatih Camisi’nde Suriye’deki Alevi katliamı lokum dağıtılarak kutlandı. Lokum kutusuna Alevi katliamının yapıldığı köy olan “Cisrel-Suğur zaferine” diye yazı asıp namazdan çıkanlara dağıttılar. Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflara tepki gösterildi.”Bağ ımsız Fikriyat” isimli Twitter hesabından da “CisrelSugu r zaferinin şerefine Fatih, Şehzadebaşı, Süleymaniye ve Yavuz S. Camiinde lokum dağıttık. Mübarek olsun” denilerek “kutlama” görüntüleri paylaşıldı.

FATİH TEZCAN’DAN KATLİAMA DESTEK
Hükümet kanallarında yaptığı programlarla tanınan Fatih Tezcan, Alevi katliamını lokum dağıtarak kutlayanlara destek çıktı. Twitter’de lokum dağıtanların fotoğraflarını yayınlayan “@bagimsizfikir ” adlı hesaba mesaj gönderen Tezcan, “CisrElŞugur kurtarıldı diye Fatih’te lokum dağıtan Bağımsız Fikriyatı kınıyorum! İnsan bi lokma ayırır” dedi.

El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra’ya bağlı “Fetih Ordusu” adlı cihatçı grubun geçen hafta yaşanan yoğun çatışmaların ardından Cisr eş-Şuğur kasabasını Suriye ordusundan alarak Alevi köyünde katliam yaptı. Cihatçı grubun 100’den fazla Alevi’yi öldürdüğü gündeme gelmişti.
İşte o fotoğraflar:





Alevilik sempozyumuna salon yok!

Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü, kendi bünyesindeki Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalı tarafından düzenlenmesi planlanan ve katılımcıları arasında sosyolog İsmail Beşikçi’nin de olduğu, ‘İnsan Hakları Bağlamında Aleviler’ başlıklı sempozyuma salon tahsis etmedi. Anabilim Dalı Başkanı Uğur Kara’ya başvuru aşamasında, “O tarihte salon uygundur” denildiği halde rektörlük, salonların dolu olmasını gerekçe gösterdi.

Radikal Gazetesi’nden İsmail Saymaz‘ın haberine göre, AnadoluÜniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Uğur Kara, “İnsan Hakları Bağlamında Aleviler” başlıklı bir sempozyum yapmaya karar verdi.

Hazırlıklarını geçen mart ayı sonunda tamamlayan Kara, 25 Mart’ta salon tahsisiyle ilgilenen birimle temasa geçti.Kendisine 22 Mayıs’ta üniversite salonlarından Salon 2009’un müsait olduğu söylenince rezervasyon yaptırdı. 27 Mart’ta fakülte evrak, kayıt birimine verilerek sempozyum başvuru süreci başlatıldı. Başvuru dilekçesine ek olarak sempozyum program taslağı sunuldu.
Fakülte sekreterliği dilekçeyi 31 Mart’ta rektörlüğe gönderdi. Sempozyumda sunum yapacak isimler arasında İsmail Beşikçi, Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya ve Bedriye Poyraz, Yrd. Doç. Dr. Uğur Kara, Hakan Mertcan ve Taylan Koç ile gazeteci Kemal Göktaş ve araştırmacı Tevfik Usluoğlu da yer alıyordu.

Rektörlük, 6 Nisan tarihli cevabında, sempozyum için salon tahsis edemeyeceklerin i söyledi. Yanıtta şöyle denildi:
“Üniversitemiz eğitim -öğretim faaliyetleri ile kültürel ve sanatsal etkinliklerinin yoğunluk kazandığı güz ve bahar dönemlerinde tüm salonlarımız yoğun olarak kullanılmaktadı r. Buna ilave olarak 53 öğrenci kulübümüz de organizasyonlar ını bu dönemde yapmaktadır. Ayrıca Milli Eğitim Müdürlüğümüz ve valiliğimizde kutlanan önemli gün ve haftalarda bu kuruluşlardan salon tahsisi talepleri gelmektedir. Bu faaliyetlerin tümü bir program dahilinde yapıldığından belirtilen tarihlere denk gelen dönemde sempozyum için salon tahsisi yapılamamaktadır.” denildi.

milliyet.com.tr

Alevi katliamını protoste edenlere polis müdahalesi

Hatay’da, Suriye’deki Alevilerin öldürülmesini yürüyüş yaparak protesto eden gruba polis TOMA ile müdahale etti.

Uğur Mumcu Meydanı’nda toplanan yaklaşık 500 kişi, Suriye’nin Cisr Eş Şuğur bölgesinde Alevilerin öldürüldümesini ellerindeki pankartlarla sloganlar atarak protesto edip, yürümeye başladı. Polis, Gündüz Caddesi üzerinden Yeloğlu Köprüsü’ne doğru yürüyen kalabalığa durmaları ve eylemi sonlandırmaları için uyarıda bulundu.Kalabal ık, uyarılara rağmen yürüyüşe devam edince, polis ekipleri TOMA ile müdahalede bulundu.TOMA’da n sıkılan tazyikli usuyun etkisiyle ara sokaklara kaçarak dağılan kalabalık, daha sonra Yeloğlu Köprüsü civarında yeniden toplandı.CHP Hatay Milletvekili Hasan Akgöl ve Bağımsız Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın araya girmesiyle kalabalık eylemine son verdi.

Alevilikte Musahiplik nedir? Yol Kardeşliği nedir?

Alevilikte Musahiplik nedir? Yol Kardeşliği nedir?

Alevilikte önemli konulardan birisi de musahip kardeşliğidir? Peki musahip kardeşi nasıl olunur?

Musahiplik, Alevilerde yol kardeşliği anlamında kullanılır. Bu kardeşlik “kan kardeşliği”, “Kan yolu ile akrabalık” dışında kurulan sosyal-toplumsal bir akrabalıktır. “Kan bağına” dayanan “akrabalık” bir anlamda zorunlu akrabalık iken, bu türdeki akrabalık tamamen gönüllülük esasına dayalı bir akrabalıktır.

Alevilerin temel ibadeti olan Cem törenleri esas olarak iki türlü yapılır. Birincisi yediden yetmişe herkesin katıldığı cemlerdir. Bunların sınırı oldukça geniştir. Adına “Birlik Cemi” de denir. Bu cemler daha çok gençlere (kız ve erkek) öğretmek amacıyla yapılır. İkinci tür Cemler ise daha dar bir kesimin katıldığı cemlerdir. İşte bu cemlere sadece evli veya müsahip olan çiftler katılır. Bu cemlere “Görgü Cemleri” de denir. Bu Cemlerdeki katılımcılar bir anlamda müsahip olmuş yola girmiş olanlardır. Burada herşey daha disiplinli ve kuralcıdır. Müsahip olmayanlar bu cemlere alınmazlar. Müsahip olma bunun ön şartıdır.

Müsahip ise şöyle olunur: İyi anlaşan iki arkadaş “Yol kardeşi” olmaya karar verdiklerinde önce ailelerinin ve eşlerinin bu konuda rızalarını almaları gerekir. Müsahiplik taraflardan biri ölmedikçe bir kere yapılır. Hayatta sadece bir kişi ile yapılır. Evli olunması ve eşlerinde benimsemesi, anlaşması şarttır. Eğitim düzeyleri, sosyal-toplumsal konumları, ve ekonomik yapılarının birbirleriyle uyumlu olmaları gerekir. Bu uyum sağlanmazsa ileride sorun çıkabilir. Tabi en önemlisi de iki müsahibin ve eşlerinin çok iyi anlaşması gerekir. Müsahip eşleri birbirinin kardeşi, çocukları da kendi çocukları sayılır. Kan bağı ile olan amca çocukları, teyze, hala çocukları birbirleriyle evlenebildiği halde müsahip çocukları asla birbirleriyle evlenemezler. Onlara evlilik düşmez.

Müsahipler arasında hem dinsel anlamda yol kardeşliği hem de toplumsal anlamda yol kardeşliği vardır. Kan bağı ile oluşan kardeşlikte aileler ayrı evlerde oturduklarından birbirlerinden sosyal ve toplumsal olarak sorumlu değillerdir. Yani kardeşler birbirinin hatasından sevabından sorumlu değildirler. Cüzdanları ayrıdır. Yardımlaşma olur. Ama müsahiplikteki gibi ortak değildirler. Müsahiplikte ise; iki taraf birbirinin hatasından ve sevabından sorumludur. Namus dışında neredeyse herşey ortaktır. Yani kurulan bu kardeşlik toplumsal sorumluluk ve paylaşım açısından kan kardeşliğinden daha kapsayıcı ve sorumluluk gerektiren bir işleve sahiptir. Kan kardeşleri arasındaki ilişkide cüzdanlar ayrıdır. Ama müsahiplikte cüzdanlar aynıdır. Ayrı düşünmek en büyük zaaf sayılır. Bu sorumlulukları gönüllü olarak kabul eden iki aday dedelerine Mürşitlerine başvurur. Niyetlerini ifade ederler. Dede de onlara müsahip olmanın koşullarını tanıklar huzurunda arar ve sorar. Dede şartları uygun görürse onları huzura alır. Dua alma vaziyetini alarak dua okur. Arkasından da müsahip olmanın zorluklarını anlatır.

Özetle;

1- Birbirinize ölünceye kadar yardımcı olacaksınız.
2- Yalan söylemeyecek, haram yemeyeceksiniz.
3- Elinize dilinize belinize sahip çıkacaksınız.
4- Birinizin günahından hatasından diğeriniz sorumlu olursunuz.

O nedenle birbirinizin suç işlemesine engel olacaksınız.” der.

Dede sonra bu gönüllülere bir yıl süre vererek; bu kardeşliğin sürüp sürmeyeceğini hayatınızda deneyin der. Bu süreden sonra hoşnut olarak musahiplikleri sürerse gene dedeye başvururlar. Bu kez dede perşembeyi cumaya başlayan bir akşam Cem yapar. Bu iki istekli veya başka istekli varsa onlarla birlikte yapılacak musahip cemine katılırlar. Ceme musahip adayları eşleriyle birlikte katılır. Beyaz dikişsiz, süssüz elbiseler giyerler. Yapılan törenle musahip olurlar. Bir Alevi yerleşmesinde örneğin köyde oturan herkesin musahip olduğu düşünülürse ve musahiplerin de bu ilkelere bağlı yaşamı olursa, gerçekten o yerleşme toplumsal anlamda birliğin, kardeşliğin hoşgörünün, toplumsal barışın, iktisadi bölüşümün, hakça yapıldığı bir toplumsal yapı oluşmuş olur.