Alevilere Göre Alevilik! Erdoğan’a Göre Alevilik!

Alevi inancına sahip bir gazeteci adayı olarak Sayın Başbakan’a soru sorarak yazıma başlamak istiyorum. Alevilik sadece Hazreti Ali’yi sevmekle mi olur? Erdoğan hiç cemevine gitmiş midir? Alevilerden “Rıza ve helallik” almış mıdır? Kendine müsahip (kardeş) tutmuş mudur? Cem ibadetine katılmış mıdır? Lokmanın anlamını bilmekte midir? Semah’ın anlamını bilmekte midir? Muharrem orucu’nu tutmuş mudur? 4 kapı 40 makamı’nı bilmekte midir? Pir-Rehber-Mürşit kavramını, Talip kavramını bilmekte midir?

Ben açıklayayım, Hayır!

         Burada saydığım, Tayyip Erdoğan’a sorduğum bu sorular Aleviliğin temel taşlarıdır. Ama asıl taşları sağlamlaştıran, yıkmayan tek şey “İnsan”dır. Bu konuyu yazmaya başlamadan önce yazıya başlık düşünüyorum: “Bize göre Alevilik! İktidara göre Alevilik!”. Sonra bir kitap gözüme ilişiyor. Çok eski bir kitap, 1963 tarihli. Kitabın adı “Kuran’da ibadet, Müslüman’a saadet” ve kitabın kapağında bir söz;

“Veçhi Adem Hak durubdur Âleme
Hakka erdi secde eden Âdeme…”

          Alevi inancında insan önemli bir yer tutar. O yüzden deriz ki “Eline, beline, diline sahip ol!” o yüzden deriz ki bizim secdemiz insanadır, o yüzden deriz ki “Ben insanım, sen insan. Benim senden senin benden üstünlüğün yoktur.” İşte Alevi inancı merkezine Allah-İnsan ilişkisini temel alan bir inançtır. O yüzdendir ki sadece Hazreti Ali’yi sevmek Alevilik inancı sayılmaz.

Yukarıda sorduğum soruların cevaplarına gelince…

Cemevleri…

         Alevilerin ibadethanesi cemevleridir. Cemevi kelime bakımından “Cem” yani toplanma, topluluk anlamına gelir. Bu ibadethanelerde aşevi, yetimhane, yemekhane, yatakhane, gasilhane, muhabbet yapılan odalar gibi yerler bulunur. Ve cemevlerinin bu özelliği Hazreti Muhammed zamanında yapılan “Mescit”lere benzemektedir.  

Rıza ve Helallik…

          Aleviler cem ibadetine başlamaları için içlerinde küskün, dargın birisinin olmaması gerekmektedir. Aleviliğe göre hesaba çekilmeden önce burada çözülebilecek sorunları bitirmek ve ibadete küskün, dargın başlamamaktır. İki insan birbirine küskün halde cem ibadetine girerse onlar barışana kadar cem ibadeti başlamaz, sorunu çözmek için konuşulur ve sonuca bağlanır. O yüzden Alevilerde “hak” olayı çok önemlidir. Birinin üzerine geçmiş hak, beddua, kavga, kırgınlık, küskünlük hem vicdani anlamda hem de ilahi anlamda olumsuzluklar yaşatmaktadır.

Müsahiplik…

          Hz.Muhammed veda haccı dönüşü Gadir-i Hum denilen yerde Maide Suresi’nin 3. ayetinin hükmüne göre Hazreti Ali’yi kardeş, veli ve vasi kılmıştır. Bu olayla Medineliler ile Mekkeliler kardeş edilmiş “Müsahip” olmuştur. Alevilikte “Musahip” kavramı kardeşin olduğun kişinin etini kendi etin, derdini kendi derdin bilmektir. Kin tutmamak, bencil davranmamayı gerektirir.

Cem İbadeti…

          Alevilerin ibadetinin kaynağının bütün temeli Kur’an-ı Kerim’e dayanmaktadır. İbadetin içinde çeşitli gereklilikler bulunur. Bunların içinde “Semah” yer alır. Semah başlı başına ibadet değil Cem İbadeti’nin içinde yer alan bir kısımdır. “Semah” ile ilgili ayet “Saffat Suresi 1-2-3. Ayette” yer almaktadır.

         Alevilerin en büyük sorunu ise neden “namaz” kılmadığımız yönündedir. Namaz kelime anlamı ile farsça olup tam Türkçe karşılığı “Dua” olarak geçmektedir. Kuran’da ise ibadetin temelleri  Rüku, Kıyam ve  Secde üzerine kurulmuştur.  Ve bu temelleri Aleviler cem ibadeti içerisinde uygular, secde eder, rüku’ya eğilirler. Diğer inançlarla kesin bir ayrımı “Ben-i Adem’e secdedir” İlk insan Adem yaratıldığı zaman Allah meleklerine Ademe secde etmelerini buyurur fakat Şeytan kibrinden dolayı secde etmez, benlik içindedir. Daha sonra adem’i günahkar edip cennetten kovulmasını sağlar. Ademe secde edilmesinin nedeni Allah Ademi yaratılmışların en üstünü olarak tanımlamış ve ona ruhundan üflemiştir. İşte alevi inancı bu olaydan ötürü her insanın içinde Allah’ın bir parçası olduğunu düşünür, onun asıl evinin kalp olduğunu belirterek birbirlerine karşı secde etmektedir. Bu olay Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresi’nin 34. Ayetine yer almaktadır.

Lokma…

         Alevilikte lokma her şey olabilir. Bir kırıntıdan tutunda bir poğaçaya kadar her şey her tür yiyecek şey lokma olabilir. Alevi ibadetine gelen insanlar evlerinde lokma yapıp getirirler. Cem ibadeti başlamadan önce lokmalar torbalara eşit miktarda koyulur ve cem sonunda dağıtılır.

Muharrem Orucu…

        Hazreti Adem’in tövbesinin kabul edilmesinden Hz.Muhammed’in Medine’ye sağsalim ulaşmasına kadar bütün Peygamberler Muharrem orucunu tutmuşlardır. Hz.Yunus balığın içinden kurtulmuş tutmuştır. Hz.Yusuf kuyudan kurtulmuş tutmuştur. Hz. Yakup oğlunu bulmuş, gözleri açılmış ve ardından bu orucu tutmuştur. Hz.Nuh felaketten kurtulmuş bu orucu tutmuştur. Muharrem orucunun asıl amacı şükür orucudur. Oruc’un anlamı nefs öldürmek ve şükretmektir. İslam’da ise Hz.Hüseyin’in Yezid tarafından 72 aile eşrafıyla birlikte katledilişinin ardından bu matem orucuyla birleştirilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de Muharrem orucu “Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi sizlerede farzdır” ayetinde belirtilmiştir. Aleviler Muharrem ayının ilk on günü şükür ve Hz. Hüseyin’in anısına oruç tutarlar. O on günün ardından iki günde Hz. Hüseyin’in oğlu Hz.Zeynel Abidin Kerbela’dan sağsalim kurtulduğu, Peygamber soyu devam ettiği için şükür orucu tutarlar ve şükürün bir nişanesi olarak Aşure dağıtırlar. (Aşure Hz.Nuh’un felaketten kurtulmasıyla gemide yer alan malzemeleri bir araya getirerek şükür için yaptığı tatlıdır.

4 Kapı 40 Makam…

        Aleviler İslam inancını tamamen yaşamak için ilk olarak İslam’a teslim olmak zorundadır. Bu teslim olan insanlara “Talip” denilmekte, Teslim olduğu kişilere de “Pir-Rehber-Mürşit” denilmektedir. 4 Kapı 40 Makam Şeriat ile başlar, Tarika, Marifat devam eder, Hakikat ile son bulmaktadır. Bu inanç sistemi Hz.Muhammed devrinde doğmuş, her kapı ve makam Kur’an-ı Kerim’e dayandırılmış, Hz. Ahmed Yesevi ile somutlaşmış ve Hacı Bektaş-ı Veli ile Anadolu’da yayılmaya başlanmıştır. Bu kapıların ilki Şeriat’tır. Şeriat’tan kasıt içindeki kiri, pası, benliği, kibirliği atmak, uzaklaştırmaktır. Bu kapıda ilim, İslam öğrenilir ve yavaş yavaş Vahde-i Vücut kavramına giriş yapılmaktadır. Tarikat ve Marifet kurallarını da uyguladıktan sonra insan Hakikat kapısının makamlarına girmiş olur ve İnsan-ı Kamil dediğimiz makama erer. O yüzden 4 Kapı 40 makamı yaşamak zordur.

    Alevilerin temel kavramlarını dilim döndüğünce, bildiğim kadarıyla anlatmaya çalıştım. Alevi halkı Anadolu’da bir çok zorluklarla karşılaşmıştır. Moğol istilası yüzünden, Osmanlı döneminde fetvalar yüzünden sırf Alevi kimliklerinden dolayı insanlar öldürülmüştür.

 

Alevililere göre Alevilik budur. Peki ya İktidara göre Alevilik nasıl?

         Bu soruyu tek bir söz özetlemektedir:  “Hazreti Ali’yi sevmek Alevilikse ben dört dörtlük Aleviyim.” – Recep Tayyip Erdoğan

         Aleviler kalp kırmaktan kaçınırlar, diliyle söylediklerini tartarlar. Eline, beline, diline sahip oldukları içindir ki kendinden olmayanları hor görmezler. Her inancı, her etnik kimliği, her şeyi Allah’tan deyip kabul ederler. Peki ya Aleviler böyle düşünürken Alevilere neler yapılmakta, söylenmektedir?

           Bir zamanlar böyle bir tanım yapılmıştı. Ama görüldüğü gibi Hazreti Ali’yi sevmek başlı başına Alevilik sayılmıyor. Aleyim demekle de Alevi olunmuyor. Bütün hükümetler döneminde Alevilik bir sorun haline gelmiştir. Hiçbir hükümet adım atmamış, cemevleri ibadethane sayılmamıştır. Mustafa Kemal Atatürk 1938 yılında Doğu bölgelerinde inanç bölgeleri kurmayı hedeflemiş ama ömrü vefa etmemiştir. Ondan sonra gelenler ise bu konuyu hiç dillendirmemeyi yeğlemiştir. Yakın bir zamana kadar Aleviler büyük bir darbe almıştır: “Cemevleri Cümbüşevidir” sözü söylenmiş ve Aleviler kırılmıştır.

        Çok değil bundan tam 20 sene önce 7 Eylül akşamı o dönemin İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan gece saat 03.00 civarı verdiği talimatla Türkiye’de Alevilerin büyük dergahlarından sayılan Karacaahmet Sultan Dergahı’nı yıkma girişiminde bulunmuştur. Bu olaydan 18 sene sonra ise aynı dergah hakkında “O cemevi bir ucubedir” diyerek 18 sene önce yaşanan duyguları yaşatmıştır. Halbuki o cemevi Kurtuluş Savaşı döneminde Halide Edip Adıvar’ı korumuş, Kurtuluş Savaşı’nda bir çok planın yapıldığı yer olmuştur.

             Günümüze gelindiğinde Aleviler sorunları hakkında Alevi çalıştayları yapılmaktadır. Peki çıkan sonu ne? Kocaman bir sıfır. Alevilerin ibadethaneleri kabul edilmemekte, Alevilerin Cami’ye gitmeleri belirtilmektedir. Cami-Cemevi projeleriyle asimile çalışmaları başlatılmak istenmektedir. Ama Aleviler inancı gereği “Yol birdir iki yere verilmez” sözüyle kabul etmemektedir.  Her seçim döneminde dillendiren paketlerle Alevilerin oylarına talip olunmakta iş işten geçtikten sonra da hiçbir ilerleme olmamaktadır. 2009 seçimlerinde vaat edilenlerden geriye bir şey kalmamış, 2014 Mart seçimlerinde de aynı ince hesap yapılmıştır. Şimdiki Cumhurbaşkanı Seçimi öncesi yeni bir Alevi açılımından söz edilmektedir. Ama her Alevi bilmektedir ki bu seçimlerin ardından da bir çok ötekileştirilenlerin sorunları gibi Alevilerinde sorunları çözülmemektedir. Bir zamanlar Aleviliği İslam inancı olarak saymayan insanlar bugünlere gelindiğinde bir tepki, Almanya Cumhurbaşkanı’na sırf cevap vermek amacıyla “Bugün Alevilere ‘Müslüman değilsin’ de tepki alırsın” diyerek Aleviliği kabul etmektedir.

Son olarak Almanya Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyareti sırasında dillendirdiği “Bizim ülkemizdeki Alevi vatandaşların cemevleri ibadethane sayılmaktadır. “ sözü Türkiye’deki Alevi sorununun trajikomik durumunu anlatmaktadır. Bir bir dış ülkeye “Alevi vatandaşlarımızın hakkını verin” diyeceğimize Yurt dışından bir Cumhurbaşkanı bizim ülkemizdeki siyasilere “Alevi vatandaşlarınızın haklarını verin” diyor.

İşte Alevi insanların Alevilik tanımı böyle! Peki ya İktidar’a göre Alevilik…

Atakan Yorulmaz

yorulmazatakan@gmail.com

Twitter: @AtakanYrlmz

Radikal