Ya sanat ya soytarılık tercih senin evlat

Ham ve Alevi adabına göre “ham ervah”denilen çocuk. Dini, imanı, insanı, ülkesini, ülkesinin değerlerini bilmeyen çocuk… sanatın ve insani değerlerin para pul, şan şöhret için feda edilmeyeceği ilkesinden habersiz, ilkesiz çocuk. Zalimi, hırsızı, imansızı, ahlaksızı “rol model” gören, kabul eden çocuk…

Her şeyin gösterişten, şekilden, yapaylıktan, maddeden bağnazlıktan ibaret olduğunu zanneden, para için insani değerlerinden savrulan çocuk… Eğitimin din adına, dinin eğitim adına katledildiği, Türkiye türü ülkelerin ürünü olan eğitimsiz, talihsiz ve ‘değersiz’ çocuk…

Ahlak, etik ve evrensel sanat kavramlarından bihaber zavallı “sanatçı” çocuk!
“Sanat muhaliftir” biliyor musun; hele de zalime düzenbaza?
Sanat, saray soytarılığı değildir. Soytarıdan sanatçı değil, sanatçı müsveddesi olur. Demem o ki, bir tercih yap; “ya sanat, ya da soytarılık!” Tarihten günümüze sanat tarihini okudun mu? Hiç, hem egemene soytarılık yapıp, hem de tarihten günümüze yansıyan bir sanatçı gördün mü?
Tercih senin evlat…
Evrene, tarihe, felsefeye iyi bak… Hepsinde insanı görürsün. Hükmeden insandır! İnsan gerçektir, somuttur. O nedenle insan, Alevi edebiyatında kutsaldır. Bozan, tahrif eden, çirkinleştiren, savaştıran, öldüren, yoksulun ekmeğini çalan iki ayalılardan değil, insandan söz ediyorum… Bu nedenle senin fark edemediğin ve rol modellerin gibi sansürlediğin değerler, şu dinin-bu ırkın değil, kalubeladan günümüze miras kalan insanlığın değerleridir. Bu değerlere 72 millet ortaktır. Bunu biliyor muydun?
Şu hale, şu rezalete bak!
Âşık Daimi;
“Tevrat’ı yazabilirim
İncil’i dizebilirim
Kuran’ı sezebilirim
Mademki ben bir insanım …”
Diyor, sen o yüksek Bâtıni manayı anlamadığın, kavramadığın için bu dizeleri yok saymaya, diğerlerini bozmaya yelteniyor, sonra da böyle madara oluyorsun.

“Hava anan dünkü çocuk” evlat… Bu dizeyi iştin mi? Bu toprağın insanı yazdı bu ölümsüz dizeyi… Adını bilerek yazmıyorum. “Ara bul öğren…” “Ara bul öğren” sözü de bir ulu erene ait onu da bul ve oku… Ya;“hamdım, yandım, piştim” nefesi; hiç duydun mu, ne mana ifade ediyor, anlamaya çalıştın mı?
Lanet olası ‘yüksek cehalet!’
Bak ne büyük bir sanat potansiyeli, hazinesi var bu âlemde, hatta yakınımızda, “yerli…” Bize ait olduğu halde dincinin, yobazın, Allahsızın sansürlediği sakladığı, okumamızı, öğrenmemizi istemediği dizeler… Yani sanat…
Yobazın, doğmanın sanat ve edebiyat üretemediğini, mümkün de olmadığını, sanata dair susuzluğumuzu Hace Bektaş’tan, Yunus’tan, Mevlana’dan, Taptuk Emre’den, yedi ulu ozanın birinden veya onların dünyasından yani Alevi edebiyatına ait pınarlardan giderdiğimizi fark ettin mi?
Öyleyse bu düşmanlık, karartma, bozma ve ihanet niye?
Kötü bir noktadasın evlat! Gerçeği görmeyen, gördüğünü bozan; ahlakı edebi dışlayıp yeni ve tuhaf bir din ikame edenlerin safındasın… Dinin, imanın ahlakın değil, kötülük kaynağı olan rol modellerin gibi masaların ve kasaların peşindesin… IŞİD’severlerin, safındasın…
Yazık sana, senin gibilere, gençliğine…

Murtaza Demir
Odatv.com

Paylaş